Gaziantep Üniversite Hastanesi Haber Bülteni

Editör Doç. Dr. Murat Taner Gülşen Yazılar


DÜZENLİ DÜZENSİZLİK

Bir şeyin “iyi” olduğu hükmünü vermek için bütünüyle iyi olması gerekmediği gibi, “kötü” olduğu mührünü basmadan önce de o şeyin büsbütün kötülük abidesi olması icap etmez.. “İyi” veya “kötü” olma hali yeknesaklık (Tekdüzelik) arz etmediğinden, “iyi” ve “kötü”ler, bir bütün içerisindeki yüzdeliğine göre değerlendirilir.

TEFESSÜH

Her oluşum mükemmelliğe doğru yol alırken kompleks (Karmaşık) hale gelir ve kompleks oldukça da bünyesinde daha çok mekanizma taşır (Tekâmül). Bu girift yapının unsurları ona ekmeliyet (Kusursuzluk) sağlayacak fakat aynı zamanda da yok oluşunun tohumlarını barındıracaktır. Çünkü bir mekanizma ne kadar fazla öğe içeriyorsa istatistiksel olarak o kadar çok bozulma oranına sahip olur. Zira her öğe başına düşen bozulma oranı, permütasyon hesabına göre oranların birbiriyle çarpılmasından ibarettir. Bu nedenle tekdüze ve basit oluşlar içerisinde bozulma ihtimali düşük kalmakta, çok unsurlu mekanizmalarda ise bozulma ve teklemeler daha fazla olmaktadır.

SONSUZLUK

Kâinatta ilahi kudret eseri olan her şey, yuvarlağın sırlarına bezenmiş küre şeklinde bir siluet arz eder… Gözün gördüğü ya da ilmin keşfettiği, kul yapısı olmayan her şey.. Yuvarlağın gizemi, pi sayısında gizli.. Pi sayısı ise, sırlar içerisinde matematiksel bir hususiyet belirten sadece bir numune.. Henüz 1 metreyi 3 eşit parçaya bölemeyen insana aşk edilen bir şamar.. İnsanın suratına adeta bir tokat gibi inen bir hakikat.. Böldükçe küsuratı çıkan, çıktıkça sonsuza uzanan sayılar dizini.. Bu namütenahi (Sonsuz) gidişin üzerindeki esrarlı peçe sıyrılıp atılsa, ortada O’ndan başka bir şeyin olmadığı apaçık görülecek (Vahdet-i vücut).

TEBLİĞ - TELKİN

Bir şeyin olması için “Yap, et” şeklindeki ifadelerle yapılan tebliğdense, o yapılacak şeyin siyak ve sibakını (öncesi ve sonrası) ortaya koyucu bir izahtan sonra, son noktayı koyma işini ferdin şahsına bırakma hamlesi, tebliğden daha etkili olan telkin metodunu iktiza eder.

KELİMELER

İlmin, en kestirme tanımı; “Eşyanın adını bilmek” tir. Maverada, bilgi testini eşyanın adını sorarak yapan kudret, yanıt veremeyenlere veren karşısında secde emriyle, bilgiye atfedilmesi gereken değeri gözler önüne serer. Muhtemelen kelimelerle yapılan bu sınav, kelimeyi, tam ve peşin bir kıymet hükmü halinde hak ettiği yere oturtur. .

Sanat ve Tıp -2

…Bir sanat eserine bakarken, sanatçının geleceğe açılmış antenleri sayesinde gördüğü kadar keskin ve hususi bir bakış açısına sahip olmasa da, herkes kendi fikir ve kültürüyle bir kıymet hükmü ortaya koyacaktır. Bunu insan, akılla anlamanın çok ötesinde olan ve kağnı yavaşlığındaki akla göre şimşek hızında sayılabilecek sezişle (entuvisyon) kavrar. Olmak veya kıvam diyebileceğimiz bu anlayış ile eşyaya “estetik” isnat edilir ve ortak bir kabul ile mühürlenir. İşte bu ortak kabulün altında yatan sebeplerden biri de matematiksel bir orandır. Eşyadaki unsurların kendi içindeki mütenasip haline “Altın oran” diyoruz. Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa adlı tablosuyla, ayçiçeği veya salyangoz arasında ortak bir özellik aransa, hepsinde de “Altın oranın” olduğu görülecektir. İtalyan matematikçi Fibonacci’nin bulduğu ve kendi adıyla anılan sayılar dizini bu oranın bulunmasını sağlamıştır.

Sanat ve Tıp

Sanat, soyut manada kâinatın sırlarını en çevik usulde aramanın müessesesi. Somut manada da, bu arayışta kullanılan eşyalar manzumesi. Sanatçı, işte bu hengâmede kendine has duygular anaforunda keşfettiklerini sergileyen seyyah…

Budama

İlim öğrenmede asıl gaye, öğrenilen ilmin tatbiki ve hayata aksettirilmesi olmalı. İlmiyle amil olmamak, bilginin, bilgeliğe yol vermemiş olması nedeniyle, kitap yüklü bir kütüphane halinde atıl kalmak anlamına gelir.

Adalet, Eşitlik

Hayatı, girinti/çıkıntı olmaksızın, düz bir zemin halinde, her platformda eşit görme gayreti, adaletsizliğin örneğiyken, bir şeyi hak ettiği yere koymanın adı adalet.. Bunun tersini yapmaksa zulüm..

Sille Etkisi

İdeal sahibi olmadan, eylemini sadece basit bir gayede düğümleme hamlesi sıradan bir ameliyeyken, ideler âlemine ait bir hedef belirten aksiyonlar ideolojik kabul edilir. Örneğin para kazanmak gayesinde olan bir şahsın “Bu parayla ne yapacaksın?” sorusuna vereceği cevap...

Hırs

Daha önce demiştik; insanlık neticeye bakar, oysaki öteler ötesinin üstün hesabı Hatice’ye.. O’na göre bir meselenin neticesi değil, o mesele halledilirken izlenecek yol önemli. Mesuliyet de işte bu yol haritasında, yapılan ve edilenlerden ibaret.

Disiplin ve Düzen

Fatih Sultan Mehmet’in kadı karşısında, gayrimüslim bir vatandaşımıza yaptığı bir haksızlık nedeniyle elinin kesilmesi ile karşı karşıya kaldığı ve bu meselenin de Osmanlıda adalet sisteminin ne denli sağlam olduğunun delili sayıldığı malum..

“Bir” Varmış “Bir” Yok muş

Bilgisayarın tüm çalışma sistemi “yok” veya “var” prensibine göre olup bu ikisinin arasını ifade edecek bir gri bölge tarif edilmemiştir, ihtiyaç da yoktur.

Çeşitlilik

Dünyada, içinde sadece tek bir unsur barındıracak ölçüde homojen (türdeşlik, yeknesaklık) olabilen hiçbir eşya yok. Ağaç kesilip masa yapılsa, ağacın damarları homojeniteyi bozar.

Artı Sıfır Eksi Sıfır Müspet Menfi İşler

Matematikteki sayı doğrusundan mülhem, sıfır noktasından sağa doğru ilerleme müspet (pozitif) bir hususiyet arz ederken, sola doğru atılan adım, menfi (negatif) bir hamle belirtir.

Dış-İç Meselesi Gölge Hakikat

Eşyayı, sadece aklın kuşattığı sınırlardan ibaret görüp, zamanla mukayyet bilmek, akılla, aklın ötesi (entüvisyon) hakkında hüküm vermeye benzer.

En Büyük Hile Hilesizliktir

“Bizi kandıran bizden değildir” fikrinin hadimi olan bir toplum, sırtını dayayacağı başkaca bir dünya görüşüne ihtiyaç duymadan dosdoğru bir hayat sürebilir.

Bedavacılık

Kolayına kaçayım derken asıldan olmak. Erdem, doğuştan gelen bir hususiyet olmayıp sonradan kazanılan bir haysiyettir diyen Sokrat, başını bu uğurda feda...

Hayat Memat

Yaşamı tarifte biyoloji bilgisine ihtiyaç varken, hayat söz konusu olduğunda metafizik ürpertiler en büyük yardımcımız.

Hepçilik Hiççilik

Başkaları varken yapmadığını yalnız kaldığında da yapmama haysiyeti, olgunlaşma ve terakkide gelinen noktayı göstermesi açısından ne kadar manidar.

Akıl ve Başarı

Başarı addedilen her olgu daha önce bir hayalden ibaretti. Hayali kurulmamış bir düşünce ve fikir, adeta ruhu olmayan bir beden.